|
Logonun anlamı ve içeriği
Sarı Akasya (Wattle Flower) Çiçeği: Avustralya’yı temsil etmektedir: Akasya çiçeği Avustralya’nın en geniş alana yayılmış çiçek türlerinden biridir. Ilk defa 1908 tarihinde Avustralya Commonwealth hanedanlık armasında kullanılması kabul edilmiş bu çiçek figürü daha sonra 1912 tarihinde tekrar tasarlanmıştır. Akasyanın dalları hanedan kalkanı üzerinde dekoratif olarak yer almış, o zaman Avustralya’yı temsil eden 6 bölgeyi simgeleyen nişanlarda tasvir edildiği gibi, eski dönem sonrası bozuk paraların arkalarında da temsili amaçla kullanılmış olan ve Avustralya’yı temsil eden tasvirlerden biri haline gelmiştir.
Kırmızı Lale: Türkiye’yi temsil etmektedir. Lale çiçeği ve ismi Hollanda ile anılsa dahi ana vatanı aslen Türkiye’dir. Lale motifinin kullanıldığı ilk eserlere Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Konya’da rastlanır. Anadolu’da lale ismini şiirlerinde ilk defa kullananda Mevlana Celaleddin-i-Rumi’dir. Fransızlar Türk hanımlarının giydiği tülbentlerin üzerinde gördüklerinde laleye “tulipe” adını vermişler, buda Ingiliz diline “Tulip” olarak geçmiştir. Yani aslında “Lale” tamamen Türkiye’yi ve ana yurdu Anadolu olan bir çiçeği temsil etmektedir.
Gümüş Egreltiotu (Silver Fern): Yeni Zelanda’yı temsil etmektedir. Gümüş egreltiotu ağacı (Yeni Zelanda yerli halkı olan Maori dilinde Kaponga yada Ponga) Yeni Zelanda’ya özgü ve egreltiotugillerden bir bitki türüdür. Yeni Zelanda’nın birçok kuruluşunda amblem olarak kullanılıp Yeni Zelanda’yı temsil ettiği gibi, Yeni Zelanda’nın dünyaca ünlü Rugby Union Milli Takımı olan All Blacks (Bütün Siyahlar – takım rengi siyah & beyaz olduğu için) ve Kriket Milli Takımı Black Caps (siyah kepler – renkleri siyah & beyaz olduğu için) tarafından da kullanılmakta, dünya literatüründe de Yeni Zelanda’yı anımsatan bir motif olarak geçmektedir.
Turkuaz: Gelibolu’yu çevreleyen denizin rengini temsil etmektedir. Turkuaz ismi aslında 15. yüzyılda Fransız'ların Türk'ler için kullandığı “Turquoise” kelimesinden gelmektedir. Fransız'lar ilk defa Türkiye’de gördükleri Turkuaz taşını “Türk Taşı” olarak isimlendirmişler ve bir rivayete görede Türkiye’nin Akdeniz’deki kıyılarının bu taşın rengini anımsatmasından dolayı “Türk rengi” manasına gelen Fransızca “Turquoise” kelimesini dünya literatürüne lanse etmişlerdir. Bu renk özellikle rahatlatıcı etkisi dolayısı ile hastanelerin psikiyatri bölümlerindeki duvarlarda ve özellikle savaştan dönen askerlerin yattığı bölümlerde sıkça kullanıldığı gibi, Selçuklular döneminde çini ve seramiklerde sıkça kullanılmış, camii ve ibadethanelerde de yüzyıllar boyu yer alan bir renk olmuştur.
Çiçeklerin Kökleri: 1915 yılını temsil etmektedir.
1915 senesinin kökler halinde tasviri, bu yıldan başlayan dostluğu simgelemektedir. Üç çiçeğin bir gövde üzerinde birleşmesi sporla gelen birliktelikleri tasvir ettiği gibi birlikte hareket eden bir yapıyı da beraberinde getirmektedir. Köklerin havada asılı gibi durmasının nedeni zaman içerisinde bu ilişkilerin çok daha fazla büyüyeceğini düşündürmektedir.
Üç göz boncuğu: Uyum ve koruma güdüsünü temsil etmektedir. Üç göz boncuğunun birbirlerine kümeleşmiş halinde dokunmaları korunması gereken ilişkiyi yansıtmaktadır. Göz boncuğunun koruyucu etkisi bu tema ile üç devletin savaştan doğan bu dostluğun korunmasının gerekliliğini anlatmaktadır. Bu tasvir aynı zamanda üç ulus arasındaki ilişkiyi diğer gözlerden korumak amacı ile logo içinde yer almıştır.
Sporcu sembolleri: Üçlü Uluslar konsepti içinde yer alması planlanan spor dallarını temsil etmektedir. Figürler Olimpik sembolleri andırsada benzeri olmayan şekillerdir. Her figür özellikle tasarlanmış olduğu için birden fazla sporu temsil etmektedir.
|